Kitabı oku: «Белый Тюльпан. Самые пронзительные турецкие рассказы ХХ века. Уровень 1», sayfa 12
3. a. 2. müsaade istemek – просить разрешения;
b. 6. rehine koymak – оставить в залог;
с. 1. ısrar etmek – настаивать;
d. 7. fiyat artırmak – повысить цену;
e. 4. dişler sıkmak – стиснуть зубы;
f. 5. haber vermek – сообщать;
g. 3. ele geçirmek – захватывать.
4. a. Bayezit’in divanı İran’a Şah İsmail’e elçi göndermek istemişti.
b. Muhsin Çelebi, Şah İsmail’e gitmek için kaftan satın almıştı.
c. Muhsin Çelebi, Pembe İncili Kaftan’ı almak için çiftliğini, mandırasını, evini, dükkanlarını, bahçesini rehine koydu.
d. Muhsin Çelebi, Pembe İncili Kaftan’ı Şah İsmail’in sarayında bırakmıştı.
e. Muhsin Çelebi, elçilikten kalan atı ve mücevher takımını sattı ve küçük bir bahçe satın aldı.
5. a. doğru.
b. doğru, Muhsin Çelebi, ‘‘Hazineden bir pul almam,’’ dedi.
c. doğru.
d. yanlış, çünkü Muhsin Çelebi sırtından Pembe İncili Kaftan’ı çıkardı, yere serdi ve üzerine bağdaş kurdu.
e. yanlış, çünkü Muhsin Çelebi gece gündüz dörtnala döndü.
Beyaz Lâle
Hudutta bozulan ordu iki günden beri50 Serez’den51 geçiyordu. Hava serin ve güzeldi. Ilık bir sonbahar güneşi, boş, çimensiz tarlaları, geniş yolları parlatıyordu. Bu gelenler, gidenlere hiç benzemiyorlardı. Bunlar adeta ürkütülmüş bir hayvan sürüsüydü. Hepsinin tıraşları uzamış, yüzleri pis ve kırmızı, giysileri paramparça idi. Dursalar düşeceklermiş gibi, omuzlarındaki çamurlu tüfeklerin altında iki büklüm olmuş; yorgun ve perişan, ağır ağır yürüyorlardı.
Askerin çekilmesi bitince Bulgarlar, Türk mahallelerinde gezinmeye başladılar. Şehrin Rum ve Bulgar olmayan kısmı52 derin bir sükût içinde uyuyordu. Bütün perdeler inmişti. Kafeslerde heyecanlı gölgeler oynaşıyor, sararmış erkekler demirleri vurulmuş kapıların arkasında kalplerinin çarpıntısını dinler gibi, bütün gün bütün gece pinekliyorlardı.
Bu sıkıcı, bu üzücü sükûnet çok sürmedi. Ertesi gün Bulgar ordusu mızıka çalarak şehre girdi, hükümeti ve kışlaları doldurdu. Aynı zamanda birçok komitacı53 da karınca gibi sokaklara üşüşmüştü. Galipler sevinçlerinden bir yerde duramıyorlar, ayaklarında görünmez kanatlar varmış gibi, oraya buraya koşuyorlardı.
Şehrin yağmasının ve ahalinin katliamının intizamını belirtmek ve usule göre idare etmek, Binbaşı Radko Balkaneski’nin vazifesiydi. O, daha içeri girilmeden merkez kumandanı tarafından tayin edildi.
Ücretsiz ön izlemeyi tamamladınız.





