Читайте только на Литрес

Kitap dosya olarak indirilemez ancak uygulamamız üzerinden veya online olarak web sitemizden okunabilir.

Kitabı oku: «Şiirler, Karasözler», sayfa 2

Yazı tipi:

1886

Kahraman kartal ne avlamaz, beslenip salınsa?

 
Kahraman kartal ne avlamaz, beslenip salınsa?
Halk dolanır ya, bozdoğan ile karga el altında,
Kahraman çıkmışsa semaya, salar onlar da,
Ellerindeki iki kuşu, iki taraf olup havaya…
 
 
Karga mahrum kalmaz arkasından,
Bozdoğanı üstünde şıkırdayan…
Kendi avlamaz, yırtıcıya da avlatmaz,
Gün boyu uğraştırır kartalı, boşu boştan.
 
 
Tutturmasa; değip-dokunup, öfkelendirerek,
O zaman kıvanç duyar sahipleri, sırıtıp-gülerek.
“Ne kazandık, bununla” diyen kimse yok,
Gece boyu kasılır, bozdoğanını överek…
 
 
Başka rahatlık, cana ganimet hiçbir şey yok,
Şaşkın halk bununla yaşar avare seğirterek…
 

Kalabalık halkım, Kazağım, şaşkın yurdum

 
Kalabalık halkım, Kazağım, şaşkın yurdum,
Ağzına dolmuş, ustura görmeyen bıyığın.
İyi ile kötüyü ayırmadın,
Biri kan oldu, biri yağ; iki avurdun.
 
 
Yüz verdiğinde yüzün ne güzelce,
Nereden yine bozuldu, halin tacirce?
Anlamazsın kendi sözünden başkasını,
Ağzınla orak vurursun5, tamamen zevzekçe.
 
 
“Kendiminki” diye sahiplenmeyince öz malını,
Gündüz gülüşün bozulur, gece uykun kaçar.
Heveslenen gelir gördüğüne, tasmaları yok ki,
Bir gün yeltenirler; bir gün yerli yersiz sırıtırlar.
 
 
Başlı başına bir bey olmuş, her kırıntı,
İşte, parçalamış değil mi, halk kıyıldı?
“Düzelir” diye sahiplenmiyorum, sizleri,
Elinizden gitmese şimdi, seçme hakkı…
 
 
Olmayan şeyden darılır, akraban-hısımın,
Allah almamış mı, onun da doymazlığın?
Birlik yok, barış yok, içtenlikli niyet yok,
Darmadağın varlığın, beslediğin yılkın.
 
 
Ey güzelim, baştaki aklı, eldeki mal için dalaşan,
Çekememezlik bozdu, birbiriyle güç yarıştıran.
İyileşmeden, bünyende kalsa bu boş konuşman,
Her yerde ya, iyileşmez mi canım, kıkırdaman.
 
 
Nerenden tutalım, destek kılalım gönle,
Hüner artmaz olduktan sonra, kırkına gelsen bile?
Düzensiz, tasmasız çok keskin biçare,
Boş alaycılıktan, yerli yersiz gülmekten ne geçer eline?
Söz sırası anlatacak kişiye geldiğinde,
Gıybet etmeden kalır mı o da, belli etmeden kimseye?
 

Zenginler yürür, yığdığı malı kollatarak

 
Zenginler yürür, yığdığı malı kollatarak,
Ona verse, yüzünü-gözünü buruşturarak,
Ondan alsa, doksana ümit bağlayarak,
Bu halkı, bırakmış mı Allah, vurarak?
 
 
Varıp gelse, İrtiş’in suyunu tadarak,
Verip gelse, bir arzuhâl karalayarak;
Halkı toplar, İdil’i fetheder, büyüklenir,
Şişinerek gelir, kubarıp kabararak.
 
 
İleri geri dönüp durur, atını zayıflatarak,
Boğazına kadar, iyice masrafa batarak.
Rezil-ahlaksız, hilekâr, bilgiç atanmaya,
Allah düşkün kılmış, mecalsiz bırakarak.
 
 
“Korktu” diye bırakmadıktan sonra, kollasa,
Zengini de ayakta eder şehre, bakınarak.
Güçlüyü yıkacak, zengini yenecek, evvela,
Ele düşer büsbütün, dermanı kalmayarak.
 
 
“Canı kıymetli iyilerin yanına katarım” diye,
Her biri bir it saklar, hırıldatarak.
 

Gönlüm caydı dosttan da, düşmandan da

 
Gönlüm caydı dosttan da, düşmandan da,
Aldatmayan kim kaldı diri canlar arasında.
Uzak-yakın Kazakların hepsini gördüm,
Tek tük kimse kalmasa şurada burada…
 
 
Biri yoldaş olur, faydası için bugün tanda,
O da durmaz, baştan miğfer kaykıldığında.
“Ben, bundan daha mı değersizim ki” deyip,
Kim kalır, birlikte çıktığı er meydanında?
 
 
Şimdiki halkın sözü; namussuzluk-hırsızlık,
Sayılı can görmedim, sözden anlarlık.
Bu günde, bu ülkede, hiçbir şey yok,
İyiliğe kanıp, mutlu olup, kıvanç duyarlık…
 
 
Malının hayrını göremez, zenginler de,
Yazın gönderdiği atı, güzün alıp binemez de,
Zahmet çeker, günde çaldırır, kaybeder izini de,
Hiddetinden sırıtır kendi kendine, gülemez de.
 
 
Sükûnetle ticaret yapamaz, tacir de,
Veresiye verir, kötü olur, alamaz geriye.
Ötede güç gösteren, halk toplaşınca cayar,
Arsız yurttan, gönlü huzura eremez istese de.
 
 
 İşinden memnun değil, akıllılar da,
 “Halk azdı” diye, nadan efkârlanmaz da.
 Ala yılan, aç kurbağa, kibirliler ya,
 “Saygıdeğer” büyükten utanmazlar da.
 
 
 Beklikte birisi durup bekleyemez de,
 Namussuz-hırsızı kıramaz, o bile.
 Günde karşı koyar haylaz kimse,
 Ceza çekip hiçbiri af dilemez de.
 
 
 Bacılar kara yere tıkılmaz da,
 Ötekinin sözünü doğru almaz ya.
 Soy-sop, dost-arkadaş, eş-çocuk,
 Onlar da bir kalıpta durmaz ya.
 
 
 Bir güçlü çok haylazı yıkamaz ya,
 İçinde alevli dert olur, çıkamaz da.
 İçki içmiş, sarhoş olmuş bütün yurt,
 Faydayı, zararı bilmeden yaşar ya.
 
 
 Yetiştirip yazın yaylaya konamaz da,
 Güz kırkımında çekişmesiz duramaz ya.
 Kış kışlağın; kıp-kızıl bu tam bir bela,
 Dolaşır, hiçbir iş-uğraş düzelmez ya.
 
 
 Yaşı küçük büyükten utanmaz da,
 Yakarıcılar nefislerine hâkim olamaz ya.
 “Selam” borç, “söz” kurnazlık olduktan sonra,
 Hangi insan gıybetle-iftirayla sınanmaz ha?
 

Aldanışın öncesi “yön”, sonrası “hayat yolu”

 
Aldanışın öncesi “yön”, sonrası “hayat yolu”
Art niyetlinin sözünü anlamak, onlara doğru…
 
 
Has mağrur mala doymaz gururlanarak,
Hiç olmamış kusurlu işten, bit gibi korkarak.
 
 
Bir ölçülü kaftanı, öylesine güzel kesimli,
Ucundan tutar giydirir, özenle sırnaşarak.
 
 
Alnına doğru “kıvırıp getireyim” diyerek,
Ak kalpağı düzeltir, kulağı pasak-pasak.
 
 
Yaz günü ak börkü bükülmez, Hay-i Hak,
Elinde uzunca bir çubuk var, o dahi ak-pak.
 
 
Çubuğu germeye saplayıp koyarak,
Börkünü iliştirip bakar ya, korkak-korkak.
 
 
Kurumuş şalvarı kurnazlığına olmuş ispat,
Dizini çekiştirir katlanıp-kırışsa, Hay-i Hak.
 
 
Yakalanmış kişi gibi zamanı var sanki
Gün boyu soyunur budala, aylak-aylak.
 
 
Diri cana akran olur, gepgenç Hay-i Hak,
Şakalaşmak, kaşınmak, yerli yersiz sırıtmak…
 
 
Söz söylerken ağzını-yüzünü yüz şekle sokarak,
Kaş germek, boyun burmak, horozlanmak…
 
 
Böylesine ince-uzun yiğit ülkede bol, Hay-i Hak,
İşe gelince, hepsi de görünür hantal olarak.
 
 
Kararlı biri yok, etrafı düzeltip, toparlayacak,
Bütün hüneri; but kamçılamak, beceriksiz çolak…
 
 
Onların yok aklında, malına bakmak,
Adil çalışmak, mal kazanmak, yurda taraf olmak…
 
 
Bunların ki, sadece atını terletip, etrafı dolaşmak,
Selamlaşmayıp, uzaktan sırıtarak bakmak…
 

Bir devran, kifayetsiz günde “delikanlılık”

 
Bir devran, kifayetsiz günde “delikanlılık”,
Yaşlanmazcasına görmelik, düşünmelik…
 
 
Gençlikte kibir büyük, endişe yok ki,
Deriz ya, hiçbir şeyden sakınmazlık…
 
 
Şiir okumak, şarkı söylemek, aklındaki,
Birine latife etmelik, avuca almalık…
 
 
Kızı köyden uzaklaştırmak, olsa hevesi,
Gönlüne büyük kıvanç, aynı hayâsızlık…
 
 
Demeyin verimsiz işe “avunmalık”,
Akıl bulsak, mal bulsak, kıvanç duyarlık.
 
 
Kız sevsen, yalnız birini sev, seçip bulmalık,
Hafif meşreplik, her gün âşıklık, aklı kaçıklık…
 
 
Gençlikte bir gülüşün bir fenalık,
Komiklik ararlık, yalnız görür biçarelik.
 
 
Evvela hüner aramalı, elden gelse,
Hiç değilse, emekle mal kazanmalık.
 
 
Ziyafet olsa kürk giyerlik, yürü giderlik,
Birimizi diğerimiz davet ederlik.
 
 
At zayıf düşer, kürk eskir, kadir gider,
Alabildiğine komiklik, kızıştırmalık, çınlatmalık…
 
 
Endişe; erkeğin kalkanı, aklı varlık,
Sıkıntısı bu dünyanın, eli darlık…
 
 
“Oh-oh”a delirme, delikanlısın artık,
Bu, beş günlük bir meydan, er sınarlık…
 
 
Meyletme, kılsan bile çok meraklılık,
Önünde korku çok, dehşet saçarlık:
 
 
Fakirlik, yakarışlı ürkek bakışlık,
Sevimlilik, yeteneklilik yok şımarıklık…
 
 
Zariflik, ölünceye kadar kim kılarlık,
Onun da vakti gelir duraklarlık…
 
 
Hırsızlık edip, yollara düşüp aş aşırırlık,
Olmazsa, çalışıp mal kazanırlık…
 
 
Başında baba söylemese akıl-kârlık,
Akraba bulunmasa fikir salarlık…
 
 
Şaka gibi geçen hey gidi devran,
Esasında çektirmez mi o bir muhtaçlık?
 
 
Bu ülkede delikanlı yok, söz anlarlık,
Bitmez ümitle aylaklığın yakasına yapışırlık.
 
 
Söyleyiver, “aksakallar söylemedi” diye,
Dolaşmasınlar deyip, azıcık söz çıkardık.
 

Yiğitler, “oyun” ucuz, “utanç” pahalı

 
Yiğitler, “oyun” ucuz, “utanç” pahalı,
İki farklı şey yahu, sırlı ile endamlı.
Ucuz, yalandan değil, içten gülen
Erkek bulunsa, yarardı sohbeti tatlı…
 
 
Birileri dinler evden çıkıncaya kadar,
Birileri kulak asar anlayıncaya kadar.
Söz manasın bilirlik birileri var,
Dikkat eder her bir söze ilgisi kadar.
 
 
İçtenlikle sevse ya, kimi sevse de,
Bir sözde dursa ya, yansa-tutuşsa bile.
Kırmızı, kızıl ipek delikanlılar, utandırır
Solan kumaş gibi, bir nem değse de…
 
 
Delikanlıya gerekli iş; meraklılık,
Her türlü hüner, mizaç, iyi tavırlılık.
Bazı yiğitler dolanır övgü peşinde,
Hamarat görünür, kendince edebinde…
 
 
Sayılı gün, ilginç devran, tatlı geçir,
Yetişmezse birininki birini yetiştir!
Hasetsiz ol, iyi geçin içtenlikle,
Hain olmayı çıkart, aklından bile!
 
 
Bir yerde birlikte gezsen biriyle,
Birinden birini söyle, sükût eyle.
Birinin birine izzet, hürmet edişi bile,
Sanki korkup, durur gibi can dehşetiyle.
 
 
Yoldaşlık, sohbetteşlik; bir büyük iş,
Onun kadrini akılsız adam bilmez imiş.
Seven erkek, bildiği sırrı âleme yaymaz,
Küçük bir söz söyleyip ardından sırıtmaz.
 
 
“Şehvetli yiğidim” diye devamlı oynaşırsan,
Kadrinin ağırlığı kalmaz, böyle salınırsan.
Erkek yiğit seçip-bulsun, hatasız yaşasın,
İt oğlu itler kancıkların hepsine sırnaşsın.
 
 
Birini “endamı var” diye sevme,
Yanmaya hevesli nefsin peşinden gitme!
Kadın güzel olmaz endamı ile
Mizacına bakmadan, gönül verme!
 
 
Çok yürümez, heveslilik tez geçer,
Değişir heves, düşkünlük başkasına döner.
Günde gördüğü aynı yüzden gönlü geçer,
Surat astırmaz kılıklı şifacıya döner.
 
 
Duygulunun yüreğinden, okur gibi anlar,
Kımıldatmaz, nasıl atarsa atsın damar.
Yar yoluna aynı canı feda eder,
Bilmezliği varsa, sabırla bekler.
 
 
“Kavga” desen, görünür güzel artık,
Çoğu, çoğulcu olur öylesine kancık.
“Güzelliğim varken, bana kim dayanır” diye,
Kimi gururlanmak ister, kimi geveze.
 
 
Akıl gerek, iş gerek, mizaç gerek,
Erkek, utanılır iş yapmaz, olsa zeyrek.
Salak, hantal, oynaşçı, asil-gösterişçi,
Zırt-pırt ortaya dökülür gülümseyerek.
 
 
Kadının seni, sen de onu sevmeli,
Hımbıl, soğuk durur kimi sasık beyinli.
Erkeği akıllı olsa, kadını hoş karakterli,
İyi geçimli olsa, huzur içinde olurdu evi…
 
 
Olmasa kadının dedikodusu,
Bulunmasa mizacının hiç kusuru,
Nazlanarak serpilmiş sanki gül gibi,
Kem sayılmaz, altın tahttan yar döşeği.
 
 
“Yapılı” diye, “mallı” diye zenginden alma,
“Yoksul kızı ucuz” diye meraklanma.
Arı olan, aklı olan, utanması olan,
Ana-babanın kızından gafil kalma.
 
 
Evine iyi geçimli arkadaşın gelse, girip,
Batağa girme sen ruh hâlinle sindirip.
Erkeğinin sevdiği kişiyi o da sevip,
Hizmet etsin, hoş gönülle gezinip.
 
 
Uygun olsun arkadaşının mizacı,
Seviyeli şaka ile söylesin sözü.
Sen ona dönüp söz söylediğinde,
Kadınında olmasın onun gözü.
 
 
Kimi arkadaşı bugün tatlı, yarın acı,
Dileği, yakınlığı; pazarlama tamamı.
Kalbinde kaygı yok, hıyanet yok ya,
Yılmaz, geri vazgeçmez hey gidi tatlı!
 
 
“Fayda” diye, “mal” diye doğar şimdikiler,
Emeğini-terini satıp düzgün kazanmaz ki.
Küçük ticaret şeklinde komiklik satar ya,
Boşa koysan dolmaz, arı bile doymaz ki.
 
 
Aşık utuş şeklinde alış-verişi
Diri canın ettiği bugünkü her işi…
Biri zevzekliğe dalar, biri harama,
Kavgası, davalaşması, çekişmesi…
 
 
Küçük çocuk evvel iyi geçimli olur,
Ana-babaya yakındır, birlikte durur.
Oyunda eşleşince; bağrışır-çığrışır,
Birbirini kucaklar, çekişir tutuşur.
 
 
Birisi ağlayarak gitse evine,
Ana-babası tozutur ondan ziyade.
İyi geçinmesi kurusun, oyunu ile
Tam onlara benzer bu vakit te.
 
 
Kötü komşu kazar kendine çukur,
Ona uyarsan, bir gün olursun hakir.
Arı, utanması olan büyüklere inan,
Kendi yücenin etkisi de büyük olur.
 
 
Bizimkilerin, hangisinin var bilinci?
Kaş çatınca hemen-hazır bir iftirası…
İş bilirliğin işareti; arzuhal ile şikâyeti,
Bulunmasa sağlayacak başka getirisi…
 

Muktedir Allah, sığındım 6

 
Muktedir Allah, sığındım
Evvela sana.
Düşman yakadan asılınca,
Can görünmez gözüme.
Argın, Nayman toplansa,
Hayret eder sözüme…
Katkı sözüm hakir görüldü,
Tobıktı’nın kendisince…
Saf altın işte,
Pazarlıksız versen, almaz bile
Patırtılı zevzekliğine…
İncecik saf ipeği,
Kurban etmek ister,
Semerkant’ın bezine.
Dertli düğüm çözülse,
Kibirli boyun kesilse,
Gelmeden gitmez geze…
O da Allah kulu işte,
“Düşmeden gider” der misin,
Tanrı’nın mahkemesine?
 

Baksam, herkes varır, pazara

 
Baksam, herkes varır, pazara,
Aradığı ne ise, bulur burada.
Biri hububat alır, biri mercan,
Herkese aynı şeyi vermez ya.
 
 
Herkesin, kendi aradığı şeyi var,
Yekûn varlıklarıyla ondan alırlar.
Biri anlamaz bu sözü, biri anlar,
Değerini kavramaz, cahil-şaşar.
 
 
Bugünlerde, kişi var mı ki sözden anlayan?
Demek istediğim, engin yurda aynı etkiyi yapan.
Yazıldıktan sonra, yerde kalmaz delik boncuktan,
Birinden biri alarak, bütün ülkeye dağılır buradan…
 
 
Bir kişi değil yazdığım, engin yurt yahu,
İnatlaşmayıp anlasanız, işinize yarar canlarım bu!
“İt mercanı ne yapsın” diye bir söz var,
Nuru olan yiğitler, biraz sorgular.
 

Yatılı okulda okuyor

 
Yatılı okulda okuyor
Pek çok Kazak balası;
Yeni nesil, asil çocuk,
Tıpkı ordu sahası…
 
 
“Oğlum yasa öğrendi” diye
Övünür ana-babası,
Aklında yok onların
Şeriat yoluna salası…
 
 
“Rus dili ile yazısı
Bilsem” diye uğraşması.
Şikâyet dilekçesi yazmak için
Çabalar bulsa fırsatı.
 
 
İnsafsıza ne gerek
İşin akı ile karası…
“Ekmek bulamayız” demez ki,
Bozulursa halkın arası…
 
 
Görüşsüz ve sıkıntısız
Bulunmaz bilim aydınlığı.
Az bildiğini çok sansa,
Gelip Kazak’a şımarsa,
Kime yarar faydası?
 
 
Rus ters anlatmaz ki
“Kötü olsun” diye çocukları,
Kanı bozuk kendi düşünür;
Kurnaz ve iğrenç olmayı,
Rus’ta kalır iftirası.
 
 
Bu işe kim üzülür ki oy!
Ne Semey’in kasabası,
Ne Kazak’ın yüzkarası,
Aklında yok hiçbirinin
Ne Saltıkov, ne Tolstoy!
 
 
Ya tercüman, ya avukat
Olmak hepsinde maksat,
Gönlünde yok ki necat.
 
 
Aklı olan, kim olsa da,
Demez buna “dili amma acı ha.”
Söylesenize, siz olsanız;
Aklı fikri başında,
Akıl vermesin mi ağanız?
 
 
Fayda değil ar düşün,
İstekli ol, fazlasını bilmek için.
Üstün bilim kitapta büsbütün
Erinmeden okuyup görmelisin.
 
 
Askerî görev arama
Sırmalı giyim giymek için,
Boş övünce salınıp,
Boşuna göğüs germek için.
 
 
Hizmet etme Sancak Beyine!
Nasıl sabredebilirsin böyle;
Yanmadan bitip sönmeye,
Suçsuz günde sövülmeye?
 
 
Hünersizin tutumuna pes:
Doğru sözü söylemez,
Dua alacak işler işlemez,
Hakirlikle çürür, bunu bilmez.
 
 
Ucuza gider kerkenez,
Verimsiz işe aldanır tez,
Bir yol bulup, gelişemez.
 
 
Uzun da sürse ara bul,
Liyakatine uygun işe başvur,
“İstekli yiğide nur yağar”
Yaşarsın mutlu ve mağrur.
 
 
Zenginlere hizmet etsen olur,
Erinme, verdiği işe koştur.
Dürüst yaşa, dürüst dur,
Hesabın doğru olur.
 
 
Hoşuna gitse de hımbıllık
Ardından gitme ne olur.
Yanlış olursa, kanun var,
Hâkim önünde sorulur.
 
 
O da bölgenin değil ki alasın,
Güvenle, denklik sağlayasın.
Ya kendi işinde azimli olmalısın,
Yahut doğru yolda kalmalısın.
 
 
Kolay sanma, dayanıklılık gerek.
Bunun için de bilim ve düşünmek,
İstiyorsan, dilediğin yere girmek.
 
 
Bilim bulmadan övünme,
Yer bulmadan beslenme,
Heveslenip sevinme,
Oynayıp, boş gülüşe.
 
 
Beş şeyden uzak olmalısın,
Beş şeye çabuk olmalısın,
“Adam” olmaksa muradın…
Önünde dileğin, hayatın,
Eğer buysa kederin, gamın.
 
 
Gıybet, yalancılık, övüngenlik,
Müsriflik ve üşengeçlik,
Bir bilsen, bunlar beş düşmanın…
 
 
Sorumluluk, emek, tefekkür ile
Kanaatkârlık ve iyilik düşüncesi ise,
Bir inansan, bunlardır asıl dostların işte…
 
 
Nefretli kötülük görünce içinizde,
Soğutup gönlü, alıkoysanız bir biçimde…
İyilik görünce ibret olacak âleme,
Onu toplasanız düşünceye…
 
 
Âlim olmazsınız da daha ne olur,
Çocukluktan vaz geçerseniz?
Onu örnek alsanız da olur,
Bir âlimi görürseniz…
 
 
“Öyle olmak nerde” demeyiniz,
Bilimi severseniz böyle söylemeyiniz.
Size, kim bilim verebilir gayret etmezseniz,
Yanmadan tükenirseniz?
 
 
Dünya da mal da kendinde,
Bir gönül verseniz bilime…
Bilenlerin sözüne,
Erseniz muhabbetle.
 
 
Aklınıza yatmıyorsa güvenmeyiniz,
Herhangi bir işe rast gelirseniz.
Aksakal dedi, zengin dedi,
Kimse kim, biri dedi;
Akılla yenseniz…
 
 
Nadanlara boyun eğmeyiniz,
Gerçek sözle ölseniz de.
Ayet, Hadis değil yahu,
“Küfre düştün” demez de,
Ne kadar karşı gelseniz de.
 
 
Her yerde açıkça söylemeyiniz,
Sözümüzün sırrına ermişseniz.
Bunu yazan kişinin,
Adını değil, sözünü öğreniniz!
 
 
Kim geçmemiş yalan dünyadan,
Ne bülbül hatipler, söze sığınan,
Ne mahir liderler, tahtına sarılan.
 
 
Sözün anlamını bilirseniz,
Akıl terazisiyle ölçüveriniz.
Eğri görünürse gözünüze,
Atın, yakın, dönsün küle.
 
 
Düzgün görünürse göze,
Düşün ve kulağına ilmikle.
Ahmak çok, akıllı az,
“Çoğun sözü kıymetli” deme.
 
 
“Yakının sözü tatlı” diye,
“Yakınım dedi” diye görmeyin.
Kim söylese de cahillikle,
Öyle uçuk sözün ardından gitmeyin,
Endişem bu, diyeyim Size…
 
 
Kendiniz için öğrenseniz,
Kötülüklerden iğrenseniz,
Yıldan yıla temizlenirsiniz.
 
 
Birisi için öğrenmişseniz,
Birisi bilmese, siz bilseniz,
Bildiklerinizin hepsi sahipsiz…
 
 
Sözüne bakarak kişiyi al da,
Kişiye bakarak sözünü alma.
Doğru söz hangisi, bilmeyerek,
Her bir şeyden geride kalma.
 
 
Bunu yazan, bilen kul idi;
Celâleddin ed-Devvânî,
Böyle dedi, o içtenlikli.
 
 
Sözünü oku ve düşün bir daha,
Sakın tez öğrenip, tez unutma,
Gençlikte gönül gül, soldurma!
 

Tokmak gibi kekilli, kamışkulak 7 atlar var hani

 
Tokmak gibi kekilli, kamışkulak atlar var hani,
Koyun boyunlu, tavşan dudaklı, antilop suratlı.
Cıdağı geniş, çıkıntılı ve küçük yeleli,
Çukur ense, boşluğu hissedilse boğazındaki…
 
 
Teke burun, sarkık dudak, uzun dişli,
Kuvvetli, cüsseli, olsa güçlü.
Kol kasları bambaşka, geniş göğüslü,
Avından tadan kartal gibi dik döşlü.
 
 
Geniş, dazlak bilekli, oval toynaklı,
Dirseği kaburgadan uzak olmalı,
Sert topuklu, sinirli, dimdik ayağı,
Uyluğu etsiz, tahta gibi yamyassı…
 
 
Geniş sağrılı, dar bıkınlı, büyük kalçalı,
Erkeğe aynı gelse önün-arkanın rahatı…
Yumak kuyruğun kıl dibi kuvvetli olmalı,
Büyük taharet yolu çıkıntı, oldukça yağlı…
 
 
Diz eklemi aşağıda bitmeli, sağlam etli,
Kendi kalın bacaklı, yusyuvarlak kalçalı.
Sırtı kısa ve ova gibi düz olmalı bağrı,
Bacak arası açık, yumuşak haya torbası…
 
 
Köstekliği genişçe, en yüğrük atı bulsak,
Aynı yel gibi, huzurlu, hızlı binip dolaşsak.
İki gözünü çevirip, yanlarını kapatsak,
Eyerlerken sakin dursa, bağlayıp anlasak…
 
 
Hem saklanmaz, hem sürünmez hızlı lider,
Çene kakıp, hiddetlenerek dolaşsa güzel…
Dörtnala yüğrük, sağlam, güçlü ve uysal,
Razı gelmem, işte böyle ata binmesem…
 
 
Açıkçası kalpağı cuk oturmuş gibi,
Kişiyi bülbül kılıp söyletir gibi…
Dörtnala ata yetişemez, antilop ta süratli,
Hiddetlendirdin işte, elime bir değmedin ki…
 

Yaz günü Temmuz olduğunda

 
Yaz günü Temmuz olduğunda,
Yeşillikler, çayırlar, çiçekler
Uzayıp, büyüyüp dolduğunda…
Gürleyip akan dere kenarına,
Obalar göçüp konduğunda…
Kişneyip duran yılkının,
Çayırdan sırtı görülür ya…
Atlar; aygırlar, kısraklar,
Böğrü çıkar, iniler ara sıra…
Suda durur sineklerini kişeler,
Kuyruğuyla şıpırdatır ya…
Arasında kulun-tay
Döner koşar, kabarır ya…
Yukarı-aşağı ördek, kaz
Uçup dursa kısa kısa…
Kız-gelinler küyiz-ev diker,
Bıngıl bıngıl salınarak yürür ya…
Ak bilekleri sıvalı,
Şakalaşıp kikirdeşir ya…
Mal içinde dolaşır da,
Gönlü hoşnut kalır ya,
Zengin de gelir obaya,
Aheste, tatlı hitabıyla…
Sabadan8 kımız doldurur da,
Ortasına kadar vurdurur ya,
Yaşı büyükler bir bölük olur da,
Şakalaşıp salınır ya…
Hizmetçi aldatan genç bala,
Yapışır anasının yakasına,
“Et al-getir” diye yakınır ya…
Gölge yapar başına,
Kilim döşer ya altına,
Görkemli zenginlerin
Semaveri fokurdar ya…
Eğitimliler söz söylese,
Yarış atı gibi uğuldar ya,
Başkaları başını sallar da,
“Elbette” diye onaylar ya.
Ak gömlekli, asasıyla,
Aksakal çıkar bir kıyıdan da,
“Malını öteye çek” der ya,
Çobanlara haykırıp ta…
Zengin “biçarem” desin diye,
Çağırıp kımız versin diye,
Yalakalaşıp, yalpaklaşır ya…
Kaftanlarını giyinmiş,
Huysuz ata binip sendelemiş,
Yılkıcılar geliverse,
Sabahtan zahmete girer ya…
Tüfek atıp, kuş salan
Genç delikanlı bir bölük olur da,
Su yakasında kuytulanır ya…
Çevirip salar asil kuşu,
Yükselmeye başladığında,
Kaz sürüsü parıldadığında…
Geçmiş günün hepsini unut,
Elden gelir iş yok ki ucundan tut.
Az evvelki biçare ihtiyar da,
Obada durup güler ya,
Hürmet eder kahkahayla…
 

Maalesef, çok ömrü geçirip gittik

 
Maalesef, çok ömrü geçirip gittik,
Harcadık bir şeye olmadan yetik.
“Sayılı bilgelerden biriyim” diye,
İlgi, düşüncesiz, övgü bekledik.
 
 
Emsalsiz halka sonradan bellettik;
“Pek çok nadan kendine çeker ilgi,
Vazgeçilmez âdet oldu komikliği,
Sırıtıp-alay etmesi” it mizacı dedik…
 
 
Doğru sözlü kişiye, deriz ya “Rus imiş”
İğrenip uyanıklığa demez ki “yanlış iş”
İnanışmayıp, kandırıcılıktan dönmeyiş
İnsanlığı yok eder, en sonunda bu iş…
 
 
İnançsız zıpır, bozdu sırrımızı,
Temiz görmeyiz arkadaşımızı,
Darılan gönlün yok ki hiç affı,
Yüreğinde yatar sitem ile sızı.
 
 
Dost aşkının olmaz yabancılığı,
Karışmış, ayrışmaz yürek sınırı.
Bizim “dostuz, aşığız” dememiz;
Yalancıktan yapılı gönül ağırlığı…
 
 
İnanışan dostum da yok, aşığım da,
Nihayet şiir yazdım, duygulandım da.
Görmemiş, çok dünya fazla göründü
Kirlenmemiş gönlün âşık olduğunda.
 
 
Hüda’nın verdiği bu dostluk; soba gibi,
Böyle olduğunda kalmaz ki gönül kiri.
Sahte dostluk yapar, hem olur olmaz,
Nadanın biri yırttı, kuşburnu dikeni gibi.
 
 
O dostu, gölgeye sığınmadan arar can,
Ağıt yakar feryat edip, başkaldırır kan…
Kaş çatılınca, görmedim bozulmaz can
Üstün arkadaş bulamadım dostluktan…
 

1887

Sabırsız, arsız, erincek

 
Sabırsız, arsız, erincek,
Heveskâr ve terbiyesiz,
Biçare Kazak onun için,
Salıncak, ağız birliksiz…
 
 
Kendi kendine “gün” der,
Yakının yalan iftira eder,
Bu arsızlık işareti, keder…
 
 
Hiç düşünmez, ayıp sanmaz,
“Yeter” diyene kulak asmaz,
Terbiyelisi(!) daha ne yapmaz?
 
 
“Birinde zıplayıp çıkarım” der,
“Birinde sıçrayıp düşerim” der,
Sakatlanır, yatar, kâr(!) eder.
 
 
“Hırsızlıkla mal bulayım” der,
“Tartışırsa oba yakayım” der,
Şerefsiz birileri böyle eder…
 
 
“Bu neyin” dese, birine
Yok yere çıkarır fitne.
“Kurtulayım” der işinden de,
Her şeyi görür kişiden de,
Büsbütün batar gidere.
 
 
Bu olmasa başkası,
Değiştirilir yaylası,
Uzaktan dem tadası…
 
 
Ne hizmet edip mal bulması,
Ne bilim alıp fikir bulması,
Boş evinde yatası…
 
 
Ülke gezip, ziyafet çekip,
Er arını satar, biçip biçip.
Evde bala-çağa, hanımı,
Aşına kaygı katmaz mı?
Emeği olmayan şımarıktı,
Bir bodurla anlaştı,
“Uyanık” denen melun çıktı.
 
 
Bir söz için düşman kesildi,
Dostluğu bir gün içindi,
Yüz çevirme âdeti çıktı.
 
 
“Uyanık kim” diye sorarsan;
Şehre koşsa dinlenmeden,
Yalancı arsıza, çok versen,
Utanmaz bunu görenlerden.
 
 
Fiskostan başka sırrı yok,
İş yapmaya kabiliyeti yok,
Yalan, gıybet, övünmeye
Tıpkı su gibi akması çok…
 
 
At binicisinden kalmaz geri,
Adını, koyarsa “kurnaz” biri…
Kurnaz durduramaz nefsini,
“Atım çıkıp koşsun” demesi.
 
 
Beraberliğe düşman olsa,
Heveslendirir saldırmaya,
İçki içmeyen sarhoş olsa…
 
 
Ülke huzur içinde olsa azar,
Can sıkıntısından öle yazar.
Evde otursa keyfi kaçar,
Dışarı çıksa yüzü yanar,
Birini görse alaya başlar,
Şakacılaşır, sırıtışı artar.
 
 
Kendi evinde bocalar bekler,
Başka evde heyecan ister.
Akıllı olan kişiyi
Arkasından kötüler, lekeler.
Refahı olan kardeşi,
“Hayırsız it” der, dışlamak ister…
 
 
Mal ile bağın düşmanı,
Hastalıklı kurnaz çoğaldı,
Ürür gezer köpek it gibi,
“Aşağılık biriyim” demez ki.
 
 
Kurnaz dil ile kudurtur ya,
Gider bir gün oturtur da,
Hizmet eden dostunu da
Mahvolmaya bırakır da.
 
 
Yapıp ettiği hüneri;
Hareketi – hareket,
Kendi onmamış cahili
Kime düşünür bereket?
 
 
Kime utanır da acır ki?
Doğru yok sözünde
Bereket yok özünde
Hep yalan övünmeyle
Hakikati örter hileyle…
 
 
Yalan yok ki bu sözlerimde,
Denmedik laf kalmadı işte,
Dikkat edin, gözlemleyin,
Halkın hali, tam da böyle…
 
5.Ağzıyla orak vurmak: Hatiplik etmek, güzel ve süslü konuşma yapmak.
6.Bu şiirde geçen Argın, Nayman ve Tobıktı Kazak boylarından bazılarının adlarıdır. Tobıktı boyu Abay’ın mensup olduğu boydur.
7.Kamışkulak: Kulakları ince, düzgün ve dik olan at.
8.Saba: Kımız hazırlamak için kullanılan ve at derisinden yapılan kap.

Türler ve etiketler

Yaş sınırı:
0+
Litres'teki yayın tarihi:
01 ağustos 2023
ISBN:
978-601-7999-23-0
Yayıncı:
Telif hakkı:
Elips Kitap
Metin
Ortalama puan 5, 1 oylamaya göre
Metin
Ortalama puan 5, 1 oylamaya göre
Metin
Ortalama puan 0, 0 oylamaya göre
Metin PDF
Ortalama puan 5, 2 oylamaya göre
Metin PDF
Ortalama puan 5, 6 oylamaya göre
Metin
Ortalama puan 4,2, 5 oylamaya göre
Metin
Ortalama puan 0, 0 oylamaya göre
Ses
Ortalama puan 5, 1 oylamaya göre
Metin
Ortalama puan 5, 2 oylamaya göre
Metin
Ortalama puan 4,6, 27 oylamaya göre
Metin
Ortalama puan 4,4, 51 oylamaya göre
Metin
Ortalama puan 4,7, 38 oylamaya göre
Metin
Ortalama puan 4,5, 89 oylamaya göre
Metin
Ortalama puan 4,8, 59 oylamaya göre
Metin
Ortalama puan 4,4, 27 oylamaya göre
Metin
Ortalama puan 4,6, 119 oylamaya göre