Kitabı oku: «Великолепный век. Самые лучшие истории о героях. Уровень 1», sayfa 3

Yazı tipi:

Adam ve Yılan

Akıllı bir adam atına binmiş, gidiyormuş. Yol kenarında uyuyan bir adamın da ağzına yılan kaçmak üzereymiş. Atlı adam, yılanı ürkütüp kaçırmak ve adamı kurtarmak için atını koşturmuş, fakat yetişememiş. Yılan, uyuyan adamın ağzından girmiş.

Atlı adam, uyuyan adamın yanına gitmiş ve ona kırbacıyla birkaç kez vurmuş. Uyanan adamın canı çok acımış ve hemen yerinden fırlamış. Koşarak bir ağacın altına kadar kaçmış. O ağacın altında çok sayıda çürük elma varmış. Atlı adam, uyuyan adama o çürük elmaları yemesini emretmiş. Ağzına yılan kaçan adam, atlı adama şunları söylemiş:

“Beyim, ben sana ne yaptım? Niçin bana bunları yapıyorsun? Önce bana kırbacınla vurdun, sonra da çürük elmaları yememi istiyorsun. Senin bu yaptığını en kötü düşmanlar bile yapmaz!”

Nadan ile ye iç, sohbet etme. Ağzına yılan kaçan adam, bir yandan çürük elmaları yiyor, bir yandan da atlı adama beddua ediyormuş. Adam, çürük elmaları yedikten sonra, atlı adam tekrar ona vurmaya başlamış. Adam dayak yememek için kaçıyor, atlı adam ise onu kovalıyormuş. Bir süre bu şekilde koşmuşlar. Sonunda ağzına yılan kaçan adamın midesi bulanmış ve yediklerini kusmaya başlamış. Kusarken yılan da ağzından çıkmış. Adam yılanı görünce atlı adamın ayaklarına kapanmış:

“Sen bir iyilik meleğisin. Ben ne kadar şanslı bir adamım ki seninle karşılaştım. Meğer benim kusup yılanı çıkarmam için sen bana çürük elma yedirmişsin ve beni koşturmuşsun. Durumu anlasaydım sana o kadar kötü sözler söylemezdim. Beni affet6.”

Atlı adam ise şöyle cevap vermiş:7

“Eğer ben sana ağzına yılan kaçtığını söyleseydim, sen çok korkardın. Belki de korkudan ölürdün2. Karnında yılan olduğunu buseydin ne elma yiyebilir, ne koşabilir ne de kusabilirdin.” Sen bana beddua ederken, ben gizlice, “Ya Rabbi, işimi kolaylaştır” diye dua ediyordum.

Akıllının düşmanlığı, aptalın dostluğundan daha iyidir. Nadan ile konuşmaktansa arif ile taşımak yeğdir.

Упражнения

1. Подберите аналог предпоследнему высказыванию этой истории:

Akıllının düşmanlığı, aptalın dostluğundan daha iyidir.

1) Лучше умная сестра, чем глупый брат.

2) Лучше умный друг, чем глупый прохожий.

3) Лучше глупый друг, чем умный враг.

4) Лучше глупый брат, чем умная сестра.

5) Лучше умный враг, чем глупый друг.

2. Как можно перевести следующие пословицы:

1) Havlayan köpek ısırmaz.

2) Bekarlık sultanlıktır.

3) Sürüden ayrılan koyunu kurt kapar.

4) Bir elin nesi var, iki elin sesi var.

5) Ağaç yaş iken eğilir.

3. Какие животные упоминаются в тексте?

1) eşek – осёл

2) kedi – кошка

3) yılan – змея

4) maymun – обезьяна

5) inek – корова

4. Проспрягайте глагол almak («брать») в настоящем продолженном времени.

ben alıyorum

sen ____________________

o ____________________

biz ____________________

siz ____________________

onlar ____________________

ben almıyorum

sen ____________________

o ____________________

biz ____________________

siz ____________________

onlar ____________________

ben alıyor muyum?

sen ____________________

o ____________________

biz ____________________

siz ____________________

onlar ____________________

ben almıyor muyum?

sen ____________________

o ____________________

biz ____________________

siz ____________________

onlar ____________________

5. Просклоняйте существительное ağaç («дерево»):

именительный ____________________

винительный ____________________

родительный ____________________

дательный ____________________

местный ____________________

исходный ____________________

Ответы

1. Лучше умный враг, чем глупый друг.

2.

1) Havlayan köpek ısırmaz. – Брехливая собака не кусается.

2) Bekarlık sultanlıktır. – Холостяк сам себе хозяин.

3) Sürüden ayrılan koyunu kurt kapar. – Ягнёнка, отбившегося от стада, хватает волк.

4) Bir elin nesi var, iki elin sesi var. – Один в поле не воин.

5) Ağaç yaş iken eğilir. – Дерево гнется, пока молодо.

3. yılan – змея

4.

ben alıyorum

sen alıyorsun

o alıyor

biz alıyoruz

siz alıyorsunuz

onlar alıyorlar

ben almıyorum

sen almıyorsun

o almıyor

biz almıyoruz

siz almıyorsunuz

onlar almıyorlar

ben alıyor muyum?

sen alıyor musun?

o alıyor mu?

biz alıyor muyuz?

siz alıyor musunuz?

onlar alıyorlar mı?

ben almıyor muyum?

sen almıyor musun?

o almıyor mu?

biz almıyor muyuz?

siz almıyor musunuz?

onlar almıyorlar mı?

5.

именительный ağaç

винительный ağacı

родительный ağacın

дательный ağaca

местный ağaçta

исходный ağaçtan

Ahmed ve Hükümdar Yesevî

Ahmed Yesevî’nin çocukluk çağlarında Türkistan’da Yesevî adında bir padişah varmış. Bu padişah, kış mevsimini Semerkant8 şehrinde geçirir, yazları da Türkistan dağlarında ava çıkarmış. Bir yaz günü bu hükümdar Karaçuk Dağı’na avlanmaya gitmiş. Fakat dağ çok dik ve sarp olduğu için avlanamamış. Bu durum karşısında çok sinirlenen padişah, bu dağın ortadan kaldırılmasını istemiş. Bunun üzerine Türkistan’daki bütün ermişlere haber göndermiş. Çünkü padişah, ermişlerin dua ve himmetleri ile dağın ortadan kalkacağına inanıyormuş. Ermişler dağın ortadan kalkması için çok dua etmişler ama duaları hiçbir işe yaramamış.

Bunun üzerine padişah “Türkistan’daki bütün ermişler gelip dua etti mi?” diye sormuş. Yanındakiler, “Şeyh ibrahim’in oğlu Ahmed var. Ama o çok genç biri. Bu nedenle onu çağırmadık.” diye cevap vermişler. Padişah, Ahmed’i çağırmaları için adamlarım göndermiş.

Padişahın adamları Ahmed’in evine gidip durumu Ahmed’e anlatmışlar ve padişahın kendisini çağırdığını söylemişler. Ahmed, annesi ve babası öldüğü için ablasıyla yaşıyormuş. Ahmed bu durum karşısında ne yapması gerektiğini ablasına danışmış.

Ablası da “Babamın türbesine git, orada kapalı bir sofra9 var. Eğer o sofrayı açabilirsen senin ermiş olma zamanın gelmiştir. Çünkü babamın vasiyeti böyleydi.” demiş. Bunun üzerine Ahmed, babasının türbesine gitmiş ve sofrayı açmış. Ahmed, sofrayı yanına alıp Yesi şehrine hareket etmiş. Yesi’de önceden toplanmış olan bütün ermişler Ahmed’i bekliyorlarmış. Ahmed, sofrada bulunan bir parça ekmeği oradakilere uzatınca, bütün ermişler Fatiha suresini okumuşlar. Bunun üzerine Ahmed, bir parça ekmeği orada bulunan herkese pay etmiş ve ekmek herkese yetmiş. Orada hükümdar, askerleri ve ermişler dâhil yaklaşık on bin kişi varmış. Az ye, uzun ye.10

Bir süre sonra çok şiddetli bir yağmur başlamış, yağmur o kadar şiddetliymiş ki oradaki ermişlerin seccadeleri3 bile suda yüzüyormuş. Ahmed’in üzerinde babasından kalma eski hırka varmış. Ahmed bu hırka ile başını, kollarım ve bütün vücudunu kapatmış. Ahmed bir süre sonra hırkadan başını çıkarınca yağmur durmuş ve güneş çıkmış. Oradakiler başlarını yukarı kaldırınca, Karaçuk Dağı’nın yok olduğunu görmüşler. Oradaki insanlar bu keramet karşısında Ahmed’in büyük bir ermiş olduğunu anlamışlar.

Padişah Yesevî, Ahmed’e “Bana bir dua et de adım kıyamete kadar anılsın.” demiş. Ahmed, “Cihanda beni kim severse, beni senin adınla birlikte ansın.” diye dua etmiş. Bu olaydan sonra Ahmed adı Yesevî adıyla birlikte anılmaya başlamış.

Упражнения

1. В каком городе проходила великая трапеза, о которой рассказывается в истории?

1) Yesi

2) Semerkant

3) Karaçuk

4) Arslan

5) Buhara

2. Что означают формы annesi, babası?

3. Переведите словосочетания на турецкий язык:

6.Beni affet. – Прости меня.
7.Belki de korkudan ölürdün. – Ты, возможно, мог бы и умереть от страха.
8.Semerkant – Самарканд
9.sofra – скатерть-самобранка
10.seccadeleri – молитвенные коврики