Kitabı oku: «Белый Тюльпан. Самые пронзительные турецкие рассказы ХХ века. Уровень 1», sayfa 2

Yazı tipi:

Yüksek Ökçeler

Hatice Hanım varlıklı bir hanımdı. Merakı, temizlik ile namusluluktu. Göztepe’deki köşkünü hizmetçisi Eleni ve evlatlığı Gülter ile her sabah beraber temizlerdi. Aşçısı Mehmet’i her gün tıraş ettirirdi. Zavallı oğlanı beyaz elbiseler giymeye mecbur ederdi1. Eleni de, Gülter de, son derece namusluydular. Evde kir, toz kalmazdı, paralar meydanda dururdu. Hatice Hanım köşkten hiçbir yere çıkmazdı. Bütün gün odaları dolaşır, mutfağa inerdi.

Hatice Hanımın temizlik ve namus merakından başka bir de yüksek ökçeli ayakkabı merakı vardı. Boyu kısaydı ve evin içinde bile yüksek topuklu ayakkabı giyerdi.

Bu yüksek topuklarla merdivenlerden takır takır2 bir aşağı, bir yukarı koşardı. Nihayet başı dönmeye başladı3, doktoru çağırdı. Doktor:

– Bütün rahatsızlığınıza sebep bu topuklardır hanımefendi, dedi, onları çıkarın. Rahat, yünden, yumuşak bir terlik giyin. Hiçbir şeyiniz kalmaz.

Hatice Hanım terlik aldı. Hakikaten rahattı. İki gün içinde başı iyileşti. Vücudu rahat oldu ama ruhu derin bir azap duydu. Dokuz yıllık adamlarının iki gün içinde ahlakları bozulmuştu. Gördü ki Eleni kendi diş fırçasıyla ağzını yıkadı, Mehmet etsiz gününde bol et yedi.

– Ne oldu bunlara Ya Rabbim? Bunlara ne oldu böyle? diyordu.

Ertesi gün biraz geç kalktı. Aşağıya indi, Gülter’le Eleni meydanda yoktu. Mutfağa gitti. Aşçı Mehmet ocağın yanında banka oturmuş, dizlerine Eleni’yi oturtmuş. Hatice Hanım bu rezaleti görmemek için hemen gözlerini kapattı. Fakat kulaklarının kapağı yoktu; seslerini duydu.

Mehmet Eleni’ye:

– Gece niçin gelmiyorsun? Sana helva yaptım, dedi.

Eleni:

– Yakalanacağız! Sonra hanım bizi kovacak, diye cevap verdi.

Kapalı gözlü Hatice Hanım merakla dinledi. Mehmet:

– Ah o terlikler! dedi, her işimizi bozdu. Hanım ne zaman yaklaşıyor, hiç anlayamıyoruz! Eskiden ne iyiydi! Yüksek topukların takırtısından evin en üst katında hanımı duyardık.

Hatice Hanım dayanamadı. Gözlerini açtı:

– Sizi hırsız namussuzlar! Defolun şimdi evimden! diye bağırdı.

Bu dokuz yıllık sadık hizmetçilerini hemen kapı dışarı etti.

Aşçı, işçi… hepsi hırsız, namussuz çıkıyorlardı. Tam iki yıl düzgün bir adamla karşılaşamadı. Baktı olmayacak! Yine yüksek topuklu ayakkabı giydi. Hizmetçilerinin hırsızlıklarını, namussuzluklarını bir daha göremedi. Bir zaman sonra yine başı dönmeye başladı. Fakat tekrar terlik giymeyi düşünmüyordu4,

1.«-maya/-meye mecbur etmek» – вынуждать, заставлять что-то делать. Здесь: «Бедного парня вынуждала носить белую одежду».
2.«Takır takır» – подражание звуку «так-так», «тук-тук».
3.«-maya/-meye başlamak» – начинать что-то делать. Здесь: «В конце концов, у нее начала кружиться голова».
4.«-mayı/-meyi düşünmek» – думать что-то сделать. Здесь: «Однако тапочки опять надевать не думала».