Kitabı oku: «Белый Тюльпан. Самые пронзительные турецкие рассказы ХХ века. Уровень 1», sayfa 4

Yazı tipi:

с. 4. aşçıyı tıraş ettirmek – заставлять бриться повара;

d. 1. gözleri açmak – открыть глаза;

e. 3. merakla dinlemek – слушать с интересом.

4. a. Hatice Hanımın köşkü Göztepe’de bulunurdu.

b. Hatice Hanıma göre aşçısı Mehmet her gün tıraş olmalıydı.

c. Evet, Hatice Hanım temizlik severdi.

d. Mehmet ile Eleni Hatice Hanımı duymadılar çünkü o terlik giyerdi.

e. Doktor Hatice Hanıma, ‘‘Terlik giyin, hiçbir şeyiniz kalmaz’’, dedi.

5. a. yanlış, çünkü Hatice Hanım yüksek topuklu ayakkabı severdi;

b. doğru;

c. yanlış, çünkü ara sıra Hatice Hanım etsiz günler yapardı.

d. yanlış, çünkü Hatice Hanım aşçısı Mehmet’i beyaz elbiseler giymeye mecbur ederdi.

e. doğru.

Pembe İncili Kaftan

Büyük kubbeli serin divan, bugün daha sakin, daha gölgeliydi. Pencerelerinden süzülen5 mavi, mor bahar ışıklarında çinilerin yeşil rengi koyulaşıyordu. Yüksek ipek şiltelerde oturan vezirler yorgundu. Onlar, önlerindeki6 halının renkli nakışlarına bakıyorlardı. Uzun beyaz sakalını zayıf eliyle tutan ihtiyar sadrazamın sönük gözleri, mevcut olmayan7 noktalara dalıyordu.

– Cesur bir adam lazım, paşalar… dedi, biz elçisine padişahımızın elini öptürmedik, ancak dizini öpmesine müsaade ettik. Şüphesiz o da mukabele etmeye çalışacak8.

– Şüphesiz.

– Hiç şüphesiz.

– Mutlaka…

Vezirler Sadrazamın fikrine tamamıyla katılıyordu. Sadrazam bunu anladı ve fikrini daha açık söyledi:

– O halde bizden elçi gidecek adamın çok cesur olması lazım! Öyle bir adam ki, ölümden korkmasın. Devletin şanına dokunacak hareketlere karşı koysun. Ölüm korkusu ile uğrayacağı hakaretlere boyun eğmesin…

– Evet!

– Hay, hay.

– Çok doğru…

Sadrazam, sakalından elini çekti ve dizine dayadı. Doğruldu. Başını kaldırdı. Vezirlere ayrı ayrı baktı.

– Haydi öyleyse… Bir cesur adam bulun, dedi. Hâcegân’dan, Enderun’dan, Divan’dan benim aklıma böyle adam pek gelmiyor. Siz de düşünün bakalım.

Sofu ve sakin padişahın koca devletinin sessiz ve küçük bir dimağı olan divan, düşünmeye başladı.

Bu elçi, yedi sene sonra her gururunun, her cinayetin cezasını bir anda gören Şah İsmail Safevi’ye9 gönderilecekti10! Şah İsmail, serseri bir saltanat kurmuştu. Geçtiği yerlerde dikili ağaç bırakmayan babasıyla, büyük babası11 Cüneyd’in intikamını aldı, bundan dolayı delice bir gurura kapıldı. Kuduran Şah; akla gelmedik12 canavarlıkla sağına, soluna13 saldırıyordu.

5.«…-(y)an/-(y)en» – причастие, отвечающее на вопрос «какой?». Здесь: «В синем, фиолетовом весеннем свете, проникавшем в окна…».
6.«…-daki/-deki/-taki/-teki» – находящийся. Здесь: «…находящийся перед ними…».
7.«Mevcut olmayan» – несуществующий.
8.«-maya/-meye çalışmak» – стараться что-то сделать. Здесь: «Несомненно, он постарается ответить взаимностью».
9.«İsmail Safevi» – Исмаил Сефеви (1487–1524), также Исмаил I или Исмаил Бахадур-шах, шах Ирана, основатель династии Сефевидов.
10.«-acak/-ecek + – tı/-ti» – собираться что-то сделать. Сочетание этих аффиксов передает планы на будущее. Здесь: «Этот посол должен был быть отправлен к Сефеви…».
11.«Büyük baba» – дед.
12.«Akla gelmedik» – невообразимый.
13.«Sağına, soluna» – налево и направо.