Kitabı oku: «Белый Тюльпан. Самые пронзительные турецкие рассказы ХХ века. Уровень 1», sayfa 5

Yazı tipi:

Gençliğini ata binmekten, cirit oynamaktan, silah kullanmaktan ziyade kitapla geçiren Padişah Bayezid-i Veli’nin14 karakteri son derece yumuşaktı. Yalnız şiiri, hikmeti, tasavvufu sever; muharebeden, mücadeleden nefret ederdi. Vezirler, sevgili padişahının sükûnunu bozmamayı en büyük vazifeleri sayarlardı. Bayezid’in sakin dindar vezirleri; Şah İsmail’in vahşetlerini hatırlamaya dayanamazlardı15. Bu zalim, bir gün mutlaka bizim hududumuza da tecavüz edecek; doğu eyaletlerimizi ele geçirecekti. Bunu herkes biliyordu. Geçen yıl Zülkadiriye hakimi Alaüddevle’den16 nikahla kızını istemişti. Alaüddevle, kızını vermedi. Şah İsmail, bu red hareketinden hiddetlendi; intikam için padişahın toprağından geçti, müdafaasız Zülkadiriye arazisine girdi; Diyarbakır, Harput kalelerini17 aldı. Sarp bir dağa kaçan Alaüddevle’nin oğlu ile iki torunu eline esir düştü. Savaş istemeyen padişah, Ankara’ya Yahya Paşa kumandasında bir ordu göndermekten başka bir şey yapamadı. Bu Şah, zalim olduğu kadar da kurnazdı…

Osmanlı toprağına geçtiği için özür diliyor18, birbiri ardına19 elçiler gönderiyordu. O zaman Trabzon valisi20 olan Şehzade Yavuz21, babası gibi sabredememiş; Tebriz hududunu geçmiş; Bayburt’a, Erzincan’a22 kadar her tarafı talan etmiş; hatta Şah’ın kardeşi İbrahim’i esir almıştı. Şah İsmail’in elçisi, şimdi bu tecavüzden de şikayet ediyor, Osmanlı toprağına son akınlarının, padişahın devletine karşı değil sırf Alaüddevle aleyhine olduğunu tekrarlıyordu. İşte divanda bu kurnaz, bu zalim, gaddar kişiye gönderilecek münasip bir elçi bulunamıyordu; çünkü kendisini Osmanlı hakanıyla bir tutan23 bu serseri; karşısında devleti temsil edecek, münasebetsizliklerine mukabele edeni ihtimal akla gelmedik kaba bir vahşetle öldürecekti. Sadrazamın sağındaki hareketsiz duran kırmızı tuğlu kavuk24, yerinden oynadı. Yavaş yavaş sola döndü:

– Ben tam bu elçiliğe münasip bir adam biliyorum, dedi, babası benim yoldaşımdı. Ama devlet memuriyeti kabul etmez.

– Kim!

– Muhsin Çelebi.

Sadrazam bu adamı tanımıyordu. Sordu:

– Burada mı oturuyor?

– Evet.

– Ne iş yapıyor?25

– Biraz zengindir. Vaktini okumakla geçirir. Siz onu tanımazsınız efendim. Hiç büyüklerle sohbet etmez. İkbal istemez.

– Niye?

– Bilmem ama belki zararlı diye.

14.«Bayezid-i Veli» – Баязид II (1447–1512), султан Османской империи, сын и преемник Мехмеда II, завоевателя Константинополя в 1453 г.
15.«-maya/-meye dayanmak» – выносить, терпеть что-то. Здесь: «…не могли стерпеть воспоминания о его диких выходках».
16.«Zülkadiriye hakimi Alaüddevle» – Алауддевле, правитель бейлика Зулькадар, или Дулкадир, в южной Анатолии.
17.«Diyarbakır, Harput kaleleri» – крепости Диярбакыр и Харпут.
18.«Osmanlı toprağına geçtiği için özür diliyor» – извинялся за то, что прошелся по османским землям.
19.«Birbiri ardına» – один за одним.
20.«Trabzon valisi» – губернатор Трабзона. Во времена Османской империи молодые шехзаде (принцы) отправлялись в какой-нибудь регион империи (бейлик, санджак), где правили, благодаря чему набирались знаний и опыта. Так, Селим I управлял Трабзоном.
21.«Şehzade Yavuz» – шехзаде (принц) Явуз, в будущем османский султан Селим I.
22.«Tebriz, Bayburt, Erzincan» – Тебриз, Байбурт, Эрзинджан.
23.«…ile bir tutmak» – считать кого-то или что-то равным чему-то, кому-то.
24.«Tuğlu kavuk» – объемный мужской головной убор с кисточкой.
25.«Ne iş yapıyor?» – чем он занимается?